31 Ağustos 2011 Çarşamba

... (3)

Bir yolculuktaydım, en derin uykularımda... Uyanıyorum şimdi rüyamda neler mi gördüm?
"Bahane" demiştim adına hikayemin başlangıcına. Evet, gerçekten bahanemdi. Gün yüzüne çıkmak için, güneş görüp açmak için, bir an durup düşünmek için, içip, ağlayıp, kusmak için... Bahanemdi! Gerçekti elbet hayal ürünlerinden hoşlanmıyorum nedense. Fazla gerçek ve fazla gerçek acıya hasretmişim gibi ağırından istiyorum. Taşıyamıyorum ya söyleniyorum. Haklı söyleniş oluyor o zaman, kolay olsa ağzımı açamam. Tüm istediğim o sıkıldığım halimden uzaklaşmak, gerçekten gençliğime ait o küçük kutularda, minik mektuplarda, selpak üzerlerinde kaybettiğim heyecanımı bulmak adına adımlar atmaktı. Hayal ürünü olan şeylerle hayal kırıklığına uğranmıyor. Gerçekti işte, can acıtanından ama "bahane" olduğu için çabuk geçeninden. Tekrar karşına çıkıyor; "aaaal, sana sevgi" deyip kayboluyor.

Ne oluyor aslında yüreğinden farklı yerlerde olduğunu farkettiğinde biliyor musun? Çirkinleşiyor o taptığın surat, o mis koku mide bulandırıyor, renkler karışıyor tektip bir kahverengine dönüyor ( bu renk her zaman sıkkın gelmiştir) Mavi mi diyorum, sevmem ki...

Hiç sevmem ben zaten maviyi...