29 Kasım 2011 Salı

... (4)

Zamanlar ve stresli zamanlar atlatamıyor insan yaşayıpta yaşlandıkça. Her bir sonda yeni bir başlangıçta buldukları, kaybettikleri. Hiç düşünmeden sarılıyor, uzanıp bir başka omuza gülümsüyor. Artık ağlamıyor. İnsan artık bunca yaşadığı şeyden sonra ağlamaya utanıyor belkide. "Ne ağlıcam lan bunun için!" Belki köşede bucakta tek başına birkaç gece. Sorgulamazsan rahatsın zaten, sorgulamıyor artık. Geçmişte o herşeyi sorgulayıp hayatı çözmeye çalışan bu inatçı kızdan geriye, boşverci biri kalıyor. Hiç vakit kaybetmiyor sinsi. Geliyor yaklaşıyor dostça her zamanki gibi. Kapıları kapatamadan daha yüreğinin. Zaman geçiyor işte anlamıyorsun..

Bir bakıyorsunki karşındaki öylesine gözlerle bakıyor gibi düşünürken, bir bakıyorsun ki kalbi atıyor. Çarpıyor... Duyuyorsun yani heyecanı kulaklarınla, dudakları titriyor. Keyif veriyor bu sana çünkü artık onun yalan olma şansı yok. Eminsin, seviliyorsun. Gülümsüyorsun biraz şaşkınca. "Lan!" diyorsun. "Gerçek lan bu!" O şaşkın ifade yüzünde onun huzurunda huzur bulmaya çalışarak kesiyorsun tüm ilişkiyi hayattan. Yani en azından öyle yaptığını biliyorsun farkında olmadan. Gözlerimi, kulaklarımı hayata kapatıyorum. Kendimi bir eve ama başka bir eve adayıp mutluluğu paylaşarak. Ama başkasını mutlu ediyor olmanın mutluluğunu...

Zamanlar geçiyor, inanılmaza dönüşüyor bu. Vakitler geçiyor anlaşılmadan. Belki içinde bulunup farkında olmadığımız depresyon, daha sonra ve daha sıkıca boğmak için bizi içimizde sinsice bekliyordur. Zaman zaman çıldırıyorsun bağırıyorsun saçmalıyorsun ama bitmediğini görüyorsun. Onun huzurunda huzursuzluğuna veda ederek hemde. Huzur bularak yattığın yastıkta, tuttuğun elde. Huzurla geçen zamanları seyreyliyorsun. Öylece geçmişi silerek gözyaşlarınla birlikte. Geçiyor işte zaman farketmiyorsun bile geçtiğini, sessizce...