Kararlar; sorgulaması zor gelen şeyler. Hep bilmek zorundayım sanki, hep karar vermek. Yalnız bir insanın alacağı karar ne olursa olsun sorumluluk alanı değişmiyor ya bunu seviyorum, kendimim, benim... Ama sana nedendir hep "bilmem" deyişlerim? Bilmiyorum bunu da... Zorlamayalım olur mu? Hiç yormayalım beni. Okudun mu hikayelerimi? Baştan sona bir bak, kaç kere kendim için yaşamışım ya da kaç gece hiç yaşamadım saymışım tüm eğlencesine rağmen bu hayatın.Daha kaç kere yanacak bu yürek dedikçe yanmışım. Anlamaya çalıştıkça kaybolmuşum. Ben bileceğim de kim bilmeyecek? Bilmek için, anlamak için, anlatmak için ömrümü verdim ki kısacık zaten kendisi, yine de bilemedim ben. Ondan diyorum hiçbir şey bilemiyorum bazen ben.
Düşünsene nasıl zaman geçti bir çırpıda yine. Her gün yazıyor olsam değersiz olacaktı sanırım benim için. Şimdi durup bir uzaktan bakabildiğim de anlamlanıyor yaşadıklarım. "Hah, tam da bunu yaşadım" diyecekken zaten demiş olduğumu fark etmeler. Ve en güzeli ne biliyor musun? Benim yazdıklarımı kimsenin okumuyor olması. Bir ormana gidip son ses bağırmak gibi. Ne ağaç umursar, ne gökyüzü cevap verir, ne de diğer canlılar. Sen saçmalamış olabilir misin onlara göre. Orman olsaydım keşke, herkes bende hayat bulsaydı, herkes mutlu olsaydı, gökyüzü tepemdeki güneş, ayaklarımda yeşillikler ve deniz. Güzel bir orman olurdum o zaman. Şimdi güzel bir insan olmayı başaramıyorum. Acaba o zamanda kendimi kirletebilir miydim bu şekilde duygularımla....
Boş versek ya, sarılsak uyusak... Uyusak ömür boyu...
yetmedi
10 yıl önce