Uzun zamandır çektiğim bu acıların hiçbir anlamı ve önemi
yoktu esasen. Ben mal gibi çektim işte. Benden başka kimsenin umurunda olmayan
bir dünyam vardı. Giderek daha rezil bir hayata bulaşıyordum, sefaletim,
rezilliğim. Oysaki ben ne umutlar beslemiştim 30’lu yaşlarım için. Oysaki ben
ne… artık ne gözyaşım rahatlatıyordu beni ne de bağırıp çağırmak. Sadece yalnızlık
istiyordum bir tutam bu güvenemediğim insanlar ordu içinde silinip gidecek bir
karaktere sahip değildim. Nasıl oldu da bu kabullenemediğim iğrençlik içerisine
mahkum olmuştum. Mahkum edilmiştim. Ne içimdeki bu sevgi kanıyordu ne de
dışımdaki bu adam yaralarıma iyi geliyordu. Artık hiçti, yoktu işte.
Bitirmiştin artık, tebrikler…
Elinde tutamadıkların için tebrik ederim seni, yanında
tutamadıkların için tebrik ederim. Unutamadıkların, unutturmayanlar benim suçum
değildi. Benden gizlediklerin ve yalanlar benim suçum değildi. Ben hayatımda
bir gece hata yapmayı kabullenerek bulaştım senin çirkinliğine. Sonrada güzellikmiş
gibi yaşadım seninle. Hata bendeydi, seninleyken geri çevirdiğim hayattaydı,
arkamı döndüklerimde, sana bağlandıklarımdaydı hata. Hata bendim işte. Şimdi ne
yaşıyor olacağım, nede ölü. Sayende adam sayende… hem insanların, hem senin
sayende. Sizler yaptınız bana bunları. Sizler çirkinleştirdiniz hayatı. Sizler kirlettiniz
ellerimi. Sizler çamur attınız, kirlenen elbiselerimle devam etmeye çalıştım. Ama
bilmediniz içim sizin kadar yalan dolmadı hiç. Dürüstlükten bahsederken nesini
yanlış anlamıştınız acaba.
Anlamaya çalıştım seni, tüm empati stoğumu seninle yitirdim.
Ve seninle yitirdim her şeyi. Gözlerim kuru artık, yüreğimde soğuk. Kusura bakma
sevgili, bunların hepsi sana ait. Al, at, tut, oyna şimdi.