Bunları
yazmaya başlamak için aylardır direniyordum. Ne kendime, ne sana, ne de bir
başkasına söylemeye cesaret edemediğim bu utanç satırlarımın bir gün karşımda
dikilen ve gözümün içine bakan kelimelere dönüşmesi korkulu bir rüyadan ibaret
olmayacaktı çünkü. Anlatırsam büyüyecekti, yazarsam kalacaktı, ben ki her şeyin
yarına kalmasını isterken; seni, senli cümleleri sır gibi içimde tortop etmiş
atmaya çalışıyordum sadece. Yapamazdım, istemiyordum da. İşte bir şeyin hem
neşelendirirken hem üzebiliyor olması böyle bir şeydi. Hep çok açık olmuştum
sana (bok vardı sanki), hep konuşmak istediğimde konuşmuştum. Bunlar hariçti, bu
rezil hislerime yaklaşıp yanlarından ancak geri dönebilecek kadar cesur bir
kadındım. Ama kabullenmeye başlamak ya da yazmaya başlamak bir şeylerin bitmesi
demekti sanırım. Ancak hikayemi tamamladıktan sonra anlatabiliyordum. Yine
sondan başa, ortadan sona, baştan ortaya derken parçaları topluyordum rüyamda. Nasıl
mı? Nasıl salak olduğumu anlattığımda anlayacaksın… Nereden başlasam?
Şuan saat
00:20. Aslında son zamanlar bu kadar erken saatlerde uyumuyordum, her zamanki
gibi dizi izlerken uyuyakalmış, alt benliğimde hala neden gelmediğin ve
aramadığın sorunsalı ile uğraşıyordum. Yarım saatlik bir telefon konuşmasının
(15 dakikada olabilir) bir saniyesinde “akşam uğrarım” cümlesi geçti diyeydi
her şey. Kendime kızdım ve yatağa geçtim, genelde kafamı yastığa koyduğum an
uyurdum ben. Durdum, düşündüm. Sakın bunu yapmayın. Özellikle de hayatınızda
büyük bir boşluk varsa yapmayın ya kendinizi yatakta ölecek kadar çok yorun,
her sabah yeniden doğun (ki yıllarım böyle geçti) ya da için (bazı yıllarım da
böyle geçti)! Hayatım boyunca bu iki durum dışında kendimi kandırmadım, fazla
akıllıca davrandığım bile oldu. Ama gerçek saçma bir şey ise kimse kabul
ettiremezdi kesin başka bir çözümü olurdu ya da bu kadar aptalca bir şeyi bir
insan nasıl kabul edebilirdi ki. Seninle tanışana kadar!
Bu yazıya
sadece kızdığım şeyleri net bir şekilde yazma isteğiyle başladığım 12 dakika
öncesiyle şimdi neden hayatımı anlatacakmışım gibi yazmaya başladığımı anlamadığım
12 saniye öncesi arasında bir boşlukta kaybolmuş durumdayım. Sanırım bu hikaye
çok uzun…