6 Kasım 2013 Çarşamba

...(10)

Bunları yazmaya başlamak için aylardır direniyordum. Ne kendime, ne sana, ne de bir başkasına söylemeye cesaret edemediğim bu utanç satırlarımın bir gün karşımda dikilen ve gözümün içine bakan kelimelere dönüşmesi korkulu bir rüyadan ibaret olmayacaktı çünkü. Anlatırsam büyüyecekti, yazarsam kalacaktı, ben ki her şeyin yarına kalmasını isterken; seni, senli cümleleri sır gibi içimde tortop etmiş atmaya çalışıyordum sadece. Yapamazdım, istemiyordum da. İşte bir şeyin hem neşelendirirken hem üzebiliyor olması böyle bir şeydi. Hep çok açık olmuştum sana (bok vardı sanki), hep konuşmak istediğimde konuşmuştum. Bunlar hariçti, bu rezil hislerime yaklaşıp yanlarından ancak geri dönebilecek kadar cesur bir kadındım. Ama kabullenmeye başlamak ya da yazmaya başlamak bir şeylerin bitmesi demekti sanırım. Ancak hikayemi tamamladıktan sonra anlatabiliyordum. Yine sondan başa, ortadan sona, baştan ortaya derken parçaları topluyordum rüyamda. Nasıl mı? Nasıl salak olduğumu anlattığımda anlayacaksın… Nereden başlasam?
Şuan saat 00:20. Aslında son zamanlar bu kadar erken saatlerde uyumuyordum, her zamanki gibi dizi izlerken uyuyakalmış, alt benliğimde hala neden gelmediğin ve aramadığın sorunsalı ile uğraşıyordum. Yarım saatlik bir telefon konuşmasının (15 dakikada olabilir) bir saniyesinde “akşam uğrarım” cümlesi geçti diyeydi her şey. Kendime kızdım ve yatağa geçtim, genelde kafamı yastığa koyduğum an uyurdum ben. Durdum, düşündüm. Sakın bunu yapmayın. Özellikle de hayatınızda büyük bir boşluk varsa yapmayın ya kendinizi yatakta ölecek kadar çok yorun, her sabah yeniden doğun (ki yıllarım böyle geçti) ya da için (bazı yıllarım da böyle geçti)! Hayatım boyunca bu iki durum dışında kendimi kandırmadım, fazla akıllıca davrandığım bile oldu. Ama gerçek saçma bir şey ise kimse kabul ettiremezdi kesin başka bir çözümü olurdu ya da bu kadar aptalca bir şeyi bir insan nasıl kabul edebilirdi ki. Seninle tanışana kadar!
Bu yazıya sadece kızdığım şeyleri net bir şekilde yazma isteğiyle başladığım 12 dakika öncesiyle şimdi neden hayatımı anlatacakmışım gibi yazmaya başladığımı anlamadığım 12 saniye öncesi arasında bir boşlukta kaybolmuş durumdayım. Sanırım bu hikaye çok uzun…


Hiç yorum yok: