12 Kasım 2009 Perşembe

18.01.2009

Uzun zamandan sonra ilk defa uyku tutmuyor beni. Yakmışım bir sigara düşünüyorum geçmişimi, geleceğimi. İkisinde de bir ağrı ezgisi tutturuyor beynim. Çalıyor ıslığını geceye. Çaldıkça ağrıyor başım, ağarıyor gün ve hiç bitmiyor düşüncem. Neydi beni bu hale sokan... bu denli uyutmayan? Yapılacak işleri sıraladığım kağıtların 300 kilometreye mi ulaşması? Sanmıyorum. Çalmayan telefondandır belkide huzursuzluğum... Önce Dünya’yı düşünüyorum. Şu gerçek mi yalan mı olduğunu bilmediğimiz dünya. Dönüyor şu anda. Mide bulantılarım bu yüzden sanıyorum.

Bir eşik daha atlıyorum geceden gündüze. Ama hala karanlık içimdeki gökyüzü. Umut etmeyi unutmuş karamsar varsayımlara yaklaştı saat. Hatta üçü onbeş geçiyor, zamandan evvel gidiyorum. Odaklanıyorum yaşadığım gökyüzüne. O hep gittiğim bar bile karanlık bu saatte. Ses yok, insan yok, kimse yok sokaklarda, hiç kimse yok! Evimin önünde soğuktan titreyen ufak bir kedi, gölgelerden korkuyor aslında belli. Onunda ne yeri ne göğü belli. Bir dosta selam veriyorum, diyorum içim karanlık ve içim serin. Buz tutmuş aynası yüreğimin. O da diyor nafile. Nafile geçmez bu duygular bu günden düne. Nedir bu sessizlik bandosundan yükselen çığlık? Diyorum ona şarkı yazıyorum. Bu sefer yalnızlığın değil, hiçliğin şarkısı. Herkes biliyor son bulacak bir gün kulağımda çınlayan esintiler. Herkes yaşıyor bu anı. Kimi uykusunda huzur arar olmuş, kimi ben gibi kaleminde.

Bir eşik daha atlıyoruz. Bu sefer yerden göğe... haklı çıkarırcasına, sevginin laneti yüzlerimizde. Çalmıyor yine telefon, suskun yüzü duruyor masamda. Sessizliği bölen bir çıtırtı. Genleşiyor evren benden öte. İçimdeki huzursuzluk genleşmeye mahkum bu gece de. Anlamıyorken nasıl anlatayım işte, yetmiyor yüklemsiz cümleler bu kaderi bir bir ortaya dökmeye. Üç noktalı cümlelerim de kaybolmuş yine. Daha dün koymuştum çekmeceme, kalemimin ucundaki mürekkebe. Sus diyor yürek takılma sözlere, ağla diyor gözler boş durma öyle ve koş diyor ruhum kaç yine başka şehire... Elimde yarısı boş ajanda içimde yarası çok yalnızlık. Canımda sıkkın bir telaş. Çalmıyor işte telefon bekleme.

Bir eşik daha atlıyoruz be çocuk... Sen kal orada aman büyüme!!!

Hiç yorum yok: